6 Nisan 2011 Çarşamba

...

Bırak karlar dökülsün yeryüzüne, tanrı kutsasın bizi sonra biri desin ölüm hayattan daha güzel... Yok ama konuşan sen değilsen tabi!

3 Nisan 2011 Pazar

Bahçe...

Bir bahçe var küçüklüğümün tamamı orda geçmiş, en güzel kızları orda tanımışım,
En güzel çayları orda içmişim,
en güzel muhabbeti orda yapmışım...
Bi ıhlamur ağacı vardı bahçede; çok yüksekti tırmanamazdım, rahle de vardı, küsmek de vardı
ama hemen sora barışılırdı, kurabiyeler vardı,
büyük_yaşça_ bi insanın gaz çıkarmasına gülmek vardı...
Sessizce ağlamak vardı, hıçkırmadan bağırmadan, güneşin en parlağı o bahçeye doğardı...
O bahçenin tanrısı acıtmazdı kimseyi, aşk o bahçede başladı,
şimdi belki mnaevi olarak ben o bahçede olup cenneti yaşamak isterdim...

2 Nisan 2011 Cumartesi

Kesin bir şey oldu!

  Nerde kalmıştık?
Bugün de böyle bitti işte. Güneş battı, hava karardı. Ayın nerde olduğunu bilmiyorum bile... Şükran abla yanımda bir şeyler anlatıyor. Dinlediğimi göstermek için arada bir kafamı sallıyorum ama ne fayda hiçbir şey anlayamıyorum. Vazgeçmiyor Şükran ablam, anlattıkça anlatıyor. Umurunda değil sanki onunla ilgilenmemem. O anlatıyor ben dinliyorum, o anlatıyor ben yazıyorum. Ve şimdi gidicem diyor içimi bir korku sarıyor; yalnız kalmanın vereceği rahatsızlık. Sokaktan geçen insanlar, Şükran Abla'nın bulaştığı dayılar, bir avuç çekirdek. Haaa bir de Şükran abla... Akşamı öldürüyorum. Dalıp gidiyorum, "MURATTTT " diyor Şükran abla, kendime geliyorum.
  Kesin bir şey oldu! Evet... Kesin bir şey oldu. Ne oldu acaba, ne olmuş olabilirki? Ama evet kesin bir şey oldu. Masamda Penguen' nin bu haftaki sayısı, bir paket Camel, Janis Joplin... Haaa bir de Şükran Abla. Akşamı yaşıyorum, kendimi zehirliyorum, zamanımı öldürüyorum. Şükran abla: "gitçem" diyor, ben korkuyorum. Şükran abla gidiyor ve ben daha fazla yazamıyorum. Umarım bir gün bu yazdıklarım pişmanlıklarımın sebepleri olmazlar!!!
   Nerde Kalmıştık? Vakit insanların arasına karışma vaktidir...
Bir sola bakıyorum, bir sağa bakıyorum. Yalnızlığın tadını çıkarıyorum. Bir sigara yakıyorum, çay söylüyorum. Hani insan denize koşarak gider de kıyısına gelince tedirgin olur bekler ya... İşte o hisse kapıldığımı farkediyorum: "Yalnızlık aslında bana gereken şeymiş" derken, Akın geliyor usulca yanıma oturuyor. Yüzünde pis bir gülümsemeyle kaçamak bir bakış atıyor. Farkediyorum, ayağa kalkıyorum. Sarılıyoruz birbirimize ve başlıyoruz muhabbete... Akşamı paylaşıyoruz, çay içiyoruz, zamanımızı öldürüyoruz.
  Yalnızlık mı, bir şeyler yazmak mı? Boşversene, ben sohbet etmek istiyorum.